İlişkili Haberler

Bel ağrıları toplumumuzda ve dünyada sık görülen problemler arasında bulunuyor. Bel ağrısının karakter ve şekli ağrının altta yatan sebebine bağlı olarak değişebiliyor. Ankilozan spondilit (AS) hastalığının sebep olduğu ağrıların ise bel fıtığından farklı olduğunu ve tanıda gecikmeler yaşanabildiğini belirten Türkiye Romatoloji Derneği Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, “Gece bel ağrılarının kötüleşmesi, uzun istirahatlerden sonra ağrının kötüleşmesi ve sabah kalktığında tutukluk yaşanması, ağrı kesicilere iyi yanıt vermesi, ağrının 3 aydan uzun sürmesi, özellikle 40-45 yaşlarda olması inflamatuvar yani iltihabi bel ağrılarını akla getiriyor. Bu karakterde ağrılar yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden doktora görünmeleri gerekiyor” dedi.

ANKİLOZAN SPONDİLİT, EKLEMLERE VE BAZI ORGANLARA ZARAR VEREBİLİR

Ankilozan spondilitin, özellikle alt belde başlayan ve tutukluğun yukarıya doğru ilerleyerek omurgayı hareketsiz bırakabildiği bir hastalık olduğunu belirten Doktor Oğuz Gürler, eklemler dışında zarar görebilecek bölgelerden bahsetti:

“Hastalığın ilerleyen dönemlerinde omurgada çekilen filmlerde bambu kamışı dediğimiz görüntü ortaya çıkar. Omurganın bütün eklemleri küçük kemik uzamalarıyla birbirleriyle kenetlenir ve omurga hareketleri tüm yönlerden tutulur ve kısıtlanır. Aynı zamanda her iki omuz ve her iki kalça da tutulabilir ve ilerleyen yıllarda eklemde protez ihtiyacı doğurabilecek eklem hasarlarına yol açabilir. Karşılaşılan nadir tutulma bölgelerinden bir tanesi de akciğer ya da gözlerdir. Özellikle gözün ön tarafından kızarma, kanlanma, ağrı, bulanık görme gibi şikayetlere yol açar ve tekrarlayan ataklarda erken katarakt oluşumu ya da göz tansiyonu gibi problemlere yol açabilir. Bunlar dışında özellikle aort ve aort kapağı tutulmalarına ya da kalp kapakçık tutulmalarına sebep olabilir.”
 
TOPUK AĞRISI, GÖZDE KIZARMA VE KANLANMA BELİRTİ OLABİLİR!

Sedef ya da iltihaplı bağırsak hastalığı bulunanların özellikle bel ağrılarını ciddiye alması gerektiğini söyleyen Gürler, şöyle devam etti:

“Eklemlerde ağrı ya da şişlik, topuk ağrısı, gözde kızarma ve kanlanma ve göğüs ağrısı görüldüğü zaman doktora başvurmak gerekiyor. Aynı şekilde sedef ya da iltihaplı bağırsak hastalığı bulunanların bel ağrısı yaşadıkları zaman hızla doktora başvurmaları gerekiyor. Ayrıca üç aydan uzun süren bel ağrılarının mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor çünkü bu tarz uzun süreli ağrılar inflamatuvar bel ağrısının karakteristik özelliklerinden biridir. Aynı zamanda hastanın kendi birinci derece ve ikinci derece ya da daha uzak akrabalarında ankilozan spondilit hastalığı öyküsünün bulunması da kişide yine benzer bir hastalığın çıkması açısından risk faktörü oluşturmaktadır. Erken dönemde doktora başvurmak hem tanı hem de daha sonrasında kullanılan tedaviler yardımıyla hastalığın daha hafif seyretmesi ve önüne geçilmesi açısından oldukça önemlidir.”

ANKİLOZAN SPONDİLİT RÖNTGENDE GÖRÜLMEYEBİLİR

Bu belirtileri olanlara öncelikle romatoloji ya da fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına başvurmalarını öneren Romatolog, “Uzman doktor öncelikle hastanın muayenesini yapıp hikayesini dinliyor ve ağrıların mekanik mi yoksa inflamatuvar mı olduğunu anlamaya yönelik sorular soruyor. Son aşama olarak kan tahlili yapılması gerekiyor. AS hastalığı, başlangıçta yavaş seyreden bir hastalıktır. Bu sebeple hastaların neredeyse yarısında iltihap testleri normal çıkabiliyor ve röntgen filminde ya da bel grafisinde hastalıkla ilgili bulgunun ortaya çıkması için 5 ila 7 yıl geçmesi gerekebiliyor. Tanının gecikmesindeki en büyük sebeplerden biri budur. Bu sebeple kemikteki romatizmal iltihabı yani kemik iliği ödemini saptayan kesin tanılardan biri olan MR'a başvurmak gerekiyor” dedi.
  
“ANKİLOZAN SPONDİLİT HASTALARI İLAÇ TEDAVİLERİNE DEVAM ETMELİ”

Romatolojik hastalıklarda çoğu zaman ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçları kullandırmayı hedeflediklerini belirten Gürler, “Bu ilaçları kullanmak hastalığın ilerlemesini engelleme açısından son derece avantajlıdır. Aynı zamanda oluşmuş radyolojik hasarı da bir miktar geriye döndürdüğü bilinmektedir. Eğer bu ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar tedavi için yetersiz kalırsa, hastalığı modifiye edici ilaçlar kullanılabilir. Hastanın ağrısı olmasa bile tutukluk olması ihtimaline karşı ilaçlarına devam etmesi ve sürekli olarak egzersizlerini yapması gerekir” uyarısında bulundu.

“ANKİLOZAN SPONDİLİT HASTALIĞINDA EGZERSİZ ÇOK ÖNEMLİ”

Ankilozan spondilit hastalığında ilaçların yanı sıra sırt kaslarını kuvvetlendirici ya da omurgayı dik tutmaya yönelik egzersizlerin çok önemli olduğundan bahseden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, ankilozan spondilit hastalarına şu önerilerde bulundu:  

“Mevcut tedavi yöntemleri ile günümüzde hastalığın ilerlemesinin durdurulması, şikayetlerinin baskılanması, ilerde oluşabilecek sakatlıkların önüne geçilmesi için güzel tedaviler var ancak hastalığı kökten çözebilecek bir tedavimiz henüz yok. Bu sebeple hastaların kendilerini fiziksel olarak zorlayan bir iş yaşantıları varsa işlerini değiştirmeleri ya da iş hayatındaki çalışma ortamınlarını düzenlemeleri iyi gelir. Bu koşullar sağlandığında, hastalar uzun yıllar sağlıklı bir şekilde tedavi görebiliyorlar. Hastaların toplumdan soyutlanmaması, hayatlarına devam etmeleri gerekiyor. Hastalara düşen görev, ilaçlarını düzenli kullanmaları, doktorlarıyla iletişim halinde olmaları, düzenli kontrollere gitmeleri ve egzersiz yapmalarıdır.”