İlişkili Haberler

Güney Afrikalı araştırmacıların, karaciğeri ağır hasarlı olan bir bebeği hayatta tutmak için yaptıkları operasyon ve sonrasındaki araştırmaları, HIV pozitif bireyler için “kesin tedavi” umudu olabilecek bir gelişmeye işaret edebilir.

Zira araştırmacıların bildirdiğine göre; HIV-pozitif annesinden karaciğer nakli alan HIV-negatif bebekte, derinlemesine analizler yapılmasına rağmen çok zayıf antikor hariç HIV enfeksiyonuna rastlanmadı. Araştırmacılar bebeğin bağışıklık sisteminin mi virüsü temizlediği, bir olasılık dahilinde virüsün böbreklerin bir yerinde mi gizlendiği konusunda kararsız kaldı. Organ nakli öncesinde profilaksi (önleyici) olarak antiretroviral tedaviye (HIV'in vücutta çoğalmasını ve etkinleşmesini engelleyen tedavi) başlanması halinde organ nakli yoluyla HIV bulaşmasının önlenebilir olup olmadığı sorusu da uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta.

HIV POZİTİF VERİCİDEN HIV NEGATİF ALICIYA YAPILAN İLK ORGAN NAKLİ

Daha önce HIV pozitif bir donörden alınan karaciğer ve böbrek HIV pozitif alıcılara nakledildi. ABD’de bulunan John Hopkins Üniversitesi cerrahları 2016 yılında HIV pozitif bir donörden aldıkları karaciğer ve böbreği 2 HIV pozitif hastaya naklederek tarihi bir sürece imza atmıştı. Pozitif-iz Derneği’nin açıklamasına göre, Güney Afrika’daki HIV pozitif bir vericiden HIV negatif bir alıcıya yapılan bu karaciğer nakli, bu anlamda bildirilen ilk transplantasyon.

BILIER ATREZİ GELİŞEN BEBEĞE KARACİĞER NAKLİ ZORUNLU OLDU

Aidsmap’in aktardığına göre, HIV tedavisi açısından önemli bir gelişme olarak nitelendirilen bu olay, bebeğin annesinin, gebe kalmadan 6 ay önce HIV tanısı almasıyla başladı. HIV pozitif kadına hamilelikten 6 hafta önce antiretroviral tedavi başlandı. Doğumdan 6 hafta sonra bebeğe de profilaktik tedavi uygulandı ve test sonuçlarının HIV negatif olduğu görüldü.

Bebek 7 aylıkken Johannesburg'daki Wits Donald Gordon Tıp Merkezi'ne kontrol için sevk edildi ve bebeğe burada Bilier atrezi teşhisi koyuldu. Safra kanallarını daraltan veya bloke eden Bilier atrezi ya da safra yolları yokluğu, doğum öncesi veya doğumdan hemen sonra safra kanallarının tıkanması ile başlayan ilerleyici bir durum ve safra, tahliye edilemediğinde karaciğer hasarına yol açıyor. Bu hastalığın son safhasında olduğu belirlenen bebeğe karaciğer nakli yapılması gerektiği ortaya çıktı. Ancak bebeğe uygun bir karaciğer bulunamadı ve bebek yaşamı tehdit eden karaciğer kanaması ile hastaneye kaldırıldı.

PLAZMADA HIV DNA VEYA HIV RNA BULUNAMADI

Bu noktada devreye annesi girdi. Klinik ekip, annenin canlı bağışçı olma isteğinin etik onayını aldı ve annenin karaciğerinin bir kısmı, o sırada 13 aylık olan bebeğe nakledildi. Hem transplantasyondan sonra organ reddini hem de HIV bulaşmasını önlemek için de gerekli tedaviler uygulandı.

Çocuk, transplantasyondan 43 gün sonra HIV antikorları açısından pozitif test sonucu verdi ve 379. güne kadar pozitif test yapmaya devam etmesine rağmen, antikor yanıtını ortaya çıkaran HIV değerleri hızla hemen hemen tespit edilemeyen seviyeye düştü. Plazmanın herhangi bir noktasında HIV DNA veya RNA bulunmadı. Transplantasyondan 225 gün sonra yapılan Western Blot testi belirsizdi. 225. günde örneklenen lökositlerde herhangi bir proviral DNA bulunamadı. Bebeğin HIV enfeksiyonu durumunu izlemek için HIV antikorları, HIV DNA ve HIV RNA testleri yapıldı. Bebek transplantasyondan önce tüm yönlerden negatif olarak test edilmişti.

UZMANLARA GÖRE BU DURUM ÜÇ OLASILIKLA AÇIKLANABİLİR

HIV’in kan örneklerinde saptanamamasını, ya HIV ile enfekte olan herhangi bir hücrenin hala bulunmadığını ya da çok az hücrenin enfekte olduğunu düşündürdüğünü belirten araştırmacılar, bu sonuç için üç olasılık üzerinde duruyor.

Bir ihtimalin; nakilden sonraki olası bir HIV enfeksiyonunun mevcut testlerle tespit edilememesi olduğunu belirten uzmanlar, diğer bir olasılığı ise enfeksiyonun nakledilen donör karaciğerindeki hücrelerle sınırlı olması ve alıcı hücrelerin enfekte olmaması şeklinde açıklıyor. Üçüncü olasılık da, çocuğun maternal karaciğer hücreleri tarafından üretilen HIV antijenine bir antikor tepkisi vermesi.

Çocuğun hala HIV ile enfekte olup olmadığını belirlemenin tek yolunun tedaviyi durdurmak ve izlemek olduğunu söyleyen ancak bu yaklaşımın etik olup olmadığı konusunun tartışmaya ihtiyaç duyduğunu belirten araştırmacılar, çocuğun 2 yıl antiretroviral tedavi görmesine karar verdi.

PROF. TOPKAYA: KORUYUCU TEDAVİ İLE HIV TAMAMEN TEMİZLENEBİLİYOR

Güney Afrika’daki bu nakli ve araştırmayı ntv.com.tr’ye değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Topkaya, HIV’in bulaşıktan sonra çok kısa zamanda tespit edildiğini söyledi, “Artık virüsü bir hafta içinde saptayabiliyoruz. Bu süre içinde tedavi başlandığı zaman, o kişide HIV kalıcı olmayabiliyor. Yani akut dönemde koruyucu tedavi başlandığında HIV tamamen temizlenebiliyor. Zaten biz sağlık personellerind de böyle bir bulaş riski söz konusu olduğu zaman hemen koruyucu tedaviye başlıyoruz. Özetle; bulaştığı her kişide mutlaka HIV pozitiflik devam edecek veya AIDS hastalığı ortaya çıkacak diye bir şey yok” dedi.

EGELİOĞLU: HIV'E VEDA ETME İHTİMALİ YÜKSEK

Pozitif-iz Derneği ve EATG (European AIDS Treatment Group - Avrupa AIDS Tedavi Grubu) üyesi Fatih Egelioğlu, HIV pozitif anneden HIV negatif bebeğe yapılan bu organ naklinin, HIV/AIDS alanında faaliyet gösteren uluslararası toplantı ve kongrelerde büyük heyecan yarattığını belirtti. 

"HIV'in kesin tedavisi ile ilgili umut verici bu gelişme bizleri de çok heyecanlandırdı” diyen Egelioğlu, “Güney Afrikalı araştırmacıların, HIV pozitif anneden, 13 aylık bebeğine karaciğer nakli gerçekleştirmesi ve bebekte çok zayıf antikorlar hariç, HIV ile ilgili herhangi bir bulguya rastlanmaması, tedavi alan HIV ile yaşayanlarda, HIV'in vücutta nerede gizlendiği ile ilgili bilgiler sunabileceği ve böylece kesin tedavi ile ilgili ilerlemeler sağlayabileceği düşüncesini oluşturdu. Bunun gibi devrim niteliğindeki gelişmeler yakın gelecekte HIV'e tamamen veda etme ihtimalimizin yüksek olduğunu gösteriyor” dedi.

"HIV'İN KESİN TEDAVİSİ AÇISINDAN UMUT VERİCİ BİR GELİŞME"

Prof. Dr. Aynur Topkaya ise “Güney Afrika’daki bu olay HIV’ın kesin tedavisi açısısından umut veriyor. Organ nakli için donor olan kişideki virüs miktarının ne kadar olduğu da çok önemli. Bu vakada anne HIV pozitif olabilir çünkü virüs bir kez bulaştığı zaman antikor hep pozitif kalıyor. Yani anne HIV antikoru açısından pozitif olabilir ama biz virüsün genomuna ve miktarına bakıyoruz. Eğer annede virüs miktarı o sırada düşükse bebeğe bulaş riski de düşük oluyor. Sonuçta bu naklin ve sonrasında yaşananların HIV’ın kesin tedavisi açısından önemli bir gelişme olduğunu vurgulamak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
  
Daha fazla bilgi için https://www.pozitifiz.org/ sitesi ziyaret edilebilir.

VİDEO: HIV 10 YILDA 4,5 KAT ARTTI!