İlişkili Haberler

Trans yağlar ucuz bitkisel yağların yüksek basınç ve yüksek ısı altında hidrojenizasyonu ile yapılıyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre, işlem sırasında yağa, metal parçacıkları olan nikel oksit ilave ediliyor, bazen de nişasta ve kıvam verici kimyasallar katılıyor. Böylece yağın raf ömrü uzuyor, ucuza mal ediliyor, defalarca kullanılabiliyor, gıdaya lezzet veriyor ve tadı güzel olduğu için alışkanlık yapıyor. Trans yağlar vücuda girdiği zaman sağlıklı yağların kullanımını engelliyor ve mekanizmayı bozarak hastalıklara zemin hazırlıyor.

Peki severek yediğimiz hangi besinlerde trans yağ var ve genellikle farkına bile varmadan günde ne kadar trans yağ yiyoruz? Bu yağlar en fazla ne kadar tüketilmeli, tehlike sınırı ne zaman aşılıyor, sağlığa etkileri nasıl ortaya çıkıyor?

Trans yağların genelde tüm vücuda, özelde ise kalp sağlığına etkileri ile ilgili ntv.com.tr’nin sorularını yanıtlayan kardiyologlar, iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanları, endüstrinin adeta “göz bebeği” ürünleri arasında yer alan bu yağların zararlı olduğu konusunda hemfikir. 

Trans yağların yapımında palm yağı kullanıldığını söyleyen Medical Park Fatih Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, “Buradaki esas sağlığa zararlı olan; bu yağların hidrojenizasyonu, yüksek ısı ve basınçla yapısının bozulması, kullanılan yağların eskimiş ve bozulmuş yağlardan yapılmasıdır. Bu işlemler sırasında bitkisel yağın karbon yapısı bozulmakta ve sağlığa zararlı hale gelmektedir” diyor. 

Prof. Dr. Ziya Mocan
Prof. Dr. Ziya Mocan

Margarinlerin, tereyağı dışındaki tüm katı yağların ve hidrojenize edilmiş yağların trans yağ olarak kabul edildiğini söyleyen Prof. Mocan, “Bu yağlar aterojeniktir” diyor, bunun ne anlama geldiğini ve özellikle de kalp üzerindeki etkilerini şöyle açıklıyor:

PROF. MOCAN: TRANS YAĞLAR VÜCUT İÇİN GEREKSİZ VE ZARARLIDIR

“Aterojeniktir, yani kalp hastalıklarına zemin ve yol açar. Damarlarda kireçlenmeye, kalp krizlerine ve felçlere neden olur. HDL, yani iyi, koruyucu kolestrolü düşürür, LDL, yani kötü–aterojenik damar sertliğine yol açan kolestrolü arttırır. İnsan vücudunda elaidik asit oluşumuna yol açar. Vücut bu asidi atamaz ve kanser oluşum riski artar. Trans yağlardaki nikel oksit metal partikülleri de kanser, Alzheimer gibi hastalıklara yol açar. Trans yağlar vücut için gereksiz ve zararlıdır.

“KALP KRİZLERİNİN %50’Sİ TRANS YAĞLARLA İLİŞKİLİ BULUNMUŞTUR”


Atardamarlarda pıhtılaşmaya ve tıkanmalara yol açar. Maksimum olarak günde 0.5 gram trans yağ alımına müsaade edilir. Bu oran, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde 20 grama kadar çıkmaktadır. Yüksek trans yağ tüketimi olan ülkelerde yaşayanlarda enflamasyon kriterleri yüksek bulunmuştur. C-reaktif protein denilen bu madde damar sertliğine ve kalp krizlerine yol açmaktadır. Araştırmalarda kalp krizlerinin toplamda %50’si trans yağ asitlerinin fazla tüketilmesiyle ilgili bulunmuştur. Trans yağlara bağlı ölümler yılda 500 bin civarındadır. Gerekli önlemler alınırsa 2023 yılına kadar dünyada 10 milyon insan ölümden kurtulacaktır.”

Prof. Dr. Nurcan Arat
Prof. Dr. Nurcan Arat

PROF. ARAT: ALINAN HER 1 GRAM TRANS YAĞ İLE KALP HASTALIĞI RİSKİ %5 ARTAR

Gram olarak aynı miktarda doymuş yağ asitleri ile karşılaştırıldığında, trans yağ asitlerinin 10 kat daha yüksek kalp hastalığı riskiyle ilişkili olduğunu belirten İstanbul Bilim Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Ataşehir Florence Nightingale Hastanesinden Prof. Dr. Nurcan Arat, alınan her gram trans yağ ile kardiyovasküler hastalık riskinin %5, trans yağlara maruz kalmakla kalp krizi riskinin ise %48 ile %76 oranında artabildiğini belirtiyor. Arat, bu yağların sağlık üzerinde çok sayıda olumsuz etki yaptığının araştırmalarla gösterildiğine vurgu yapıyor:

“En başta kardiyovasküler hastalıkların gelişimini artırmakta, sonuçlarını kötüleştirmekte ve bu hastalıklardan ölüm oranlarını artırmaktadır. Kalp damar sağlığıyla yakından ilişkili olan diğer hastalık ve işlev bozukluklarını da tetiklemekte ve şiddetlendirmektedir. Tip 2 diyabet gelişimine, insülin direncine, metabolik sendroma, kilo alımına sebep olmaktadır. Karaciğer yağlanmasıyla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bazı kanserlerle ilişkili görünmektedir. Doğurganlık ve cinsel işlevler üzerine olumsuz etkileri vardır. Gebelik süresinin kısalmasında sorumlu tutulmaktadır. Gebelikte erken doğum, düşük ya da anne ve bebek ölümleriyle ilişkili olabilen preeklampsi riskiyle ilişkisi vardır. Sinir sisteminin bozukluklarıyla, bilişsel fonksiyonlarla ilişkili görünmektedir. Bebeklerde görme ve santral sinir sistemi gelişiminde olumsuz etkilere sahiptir ve çocuklarda alerjik hastalıklarla ilişkili bulunmaktadır.”

PROF. ÖZDEMİR: İNFLAMASYON BAŞLATIYOR, DAMARLARIN İÇ ÇEPERİNİ BOZUYOR

Trans yağların koroner arter hastalığı riskini artırdığının epidemiyolojik çalışmalarda gösterildiğini söyleyen Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Özdemir’in vurgusu da trans yağların kalp sağlığını bozduğu şeklinde:

Prof. Dr. Ramazan Özdemir
Prof. Dr. Ramazan Özdemir

“Total vücut enerjisinin %2’sini trans yağ asitlerinden alan bir kişide koroner arter hastalığı riski %23 artmaktadır. Trans yağ oranını artırdığımızda, bu risk daha da artacak ve aynı zamanda koroner kalp hastalığına bağlı ölümler de artacaktır. Trans yağların en bilinen etkisi, koroner arter hastalığı için zararlı olan trigliserid ve LDL kolesterolünü artırıp, HDL kolesterolünü düşürmesidir. Ayrıca vücutta inflamasyon dediğimiz iltihabi süreci başlatarak damarların iç çeperini döşeyen endotel tabakayı bozar.”

HANGİ BESİNLER TRANS YAĞ DEPOSU?

ABD’de St. Louis Üniversitesi Karaciğer Merkezinde katıldığı obezite çalışmalarına atıfta bulunan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Başaranoğlu da o çalışmalarda; trans yağ gibi “yalancı yağ” içeren hazır ve paketli yiyeceklerle, mısır şurubu gibi “yalancı şeker” içeren içeceklerin; obezitenin, kalp-damar hastalıklarının, yağlı karaciğerin, sirozun ve inmenin (felç) en önemli nedenleri arasında gösterildiğini belirterek şunları söylüyor:

PROF. BAŞARANOĞLU: İNME İLE TRANS YAĞ TÜKETİMİ ARASINDA GÜÇLÜ BAĞ VAR

“Gıdaların içeriğine yapılan müdahaleler, insanlarda bazı bozuklukları tetiklemektedir. Bunun en bariz örneği olarak trans yağ tüketimine bağlı artan inme ve kalp-damar hastalıkları riskini söyleyebilirim. Eğer paketli bir yiyecek üzerinde hidrojene edilmiş yağ yazıyorsa trans-yağ içeriyor demektir ve bu paketi yemek tehlikelidir. Günlük hayatımızda çoğu zaman fark etmeden tükettiğimiz krakerler, margarinler, çörekler, kurabiyeler, poğaçalar, turtalar, kek karışımları, kızartmalar, bisküviler, cipsler, pastane ürünleri, paketli tatlı ve tuzlular, kahve kremaları, soslar trans yağ depolarıdır.”

Prof. Dr. Metin Başaranoğlu
Prof. Dr. Metin Başaranoğlu

Trans yağların beyin damarları için de son derece zararlı olduğunu söyleyen Prof. Başaranoğlu, “Bu yönde kanıtlar çok fazladır. 2018 yılında yayınlanmış olan FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi)  raporuna göre söylenenlerin aksine inme geçirme ile trans yağ tüketimi arasında güçlü bağ vardır” diyor.

“2 ADET KAYMAKLI BİSKÜVİDE 2 GRAM TRANS YAĞ VAR”

Trans yağ yağ içeren bir diyetin, kadın ve erkeklerde kalp hastalığı riskini artırdığına yönelik dünyada yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma ve kanıt bulunduğunun altını çizen Prof. Arat, günlük hayatta farkına bile varmadan nasıl trans yağ yediğimizi ise şu örnekle açıklıyor:

“2 adet kaymaklı bisküvide 2 gr, küçük paket patates cipsinde 3 gr, bir gofrette 3 gr, bir yemek kaşığı margarinde 3 gr, 1 dilim kekte 4.5 gr, bir donutda 5 gr, bir orta boy patates kızartmasında 8 gr trans yağ bulunur. Ve alınan her gram trans yağ ile kardiyovasküler hastalık riskinin %5 arttığını hatırlayacak olursak aslında miktar olarak az diye düşündüğümüz, masum olduğunu zannettiğimiz tüketimlerimizle sağlığımızı nasıl etkilediğimizi görebiliriz.” 

ÇOCUKLARI BEKLEYEN TEHLİKE!

Çocukların vazgeçilmezleri arasında bulunan cips, çikolata, gofret, bisküvi gibi ürünlerdeki trans yağlar, minik kalpler açısından da büyük risk yaratıyor. Bu ürünleri bol tüketen çocuklara dikkat çeken Prof. Ziya Mocan, “sağlıksız nesil” vurgusu yapıyor:

“Trans yağları kullanan çocukları obezite, kalp hastalıkları, metabolik sendrom, hipertansiyon, insülin rezisdansı, tip II diyabet riski beklemektedir.”

Kalp sağlığını bozan damar hastalığının çocukluk yaşlarından itibaren oluştuğunu vurgulayan Prof. Arat ise “Çocukluk çağında maruz kalınan bu etmenler, damar duvarında hasar ve işlev bozukluğuna yol açarak damar sertliğini başlatır. Yani bu çocuklarımız, erişkin zamanlarına daha erken yaşlarda damar sağlığı bozulmuş ve diğer risk faktörlerinin temelleri atılmış olarak erişmektedirler. Bu yaşlardan sonra da hastalıkların önlenmesi konusunda oldukça geç kalınmış olabileceği aşikardır” değerlendirmesinde bulunuyor. 

Yıllardır konuşulup yazılan ancak uzmanların bir kez daha zararlarını bu şekilde gözler önüne serdiği trans yağlar, bazı gelişmiş ülkelerde yasaklanmış durumda. Prof. Mocan’ın verdiği bilgiye göre, trans yağların kullanımını yasaklayan ülkeler; Brezilya, Danimarka, İsviçre, Kanada, İngiltere ve ABD. Peki ülkemizde durum nasıl?

Prof. Arat, Türkiye’nin 2019 Aralık ayı itibariyle paketli gıdalarda zorunlu trans yağ beyanı istenen ülkeler listesine gireceğini belirtirken, Prof. Mocan, “Ülkemizde raflarda satılan gıdalarda trans yağ legoları pek görülmemektedir. Bunun yerine ‘hidrojenize bitkisel yağ’ veya ‘organik bitkisel hidrojenize yağ’, ‘bitkisel margarin’ adı altında satılmaktadır. Bunların trans yağ miktarları belirtilmemektedir” diyor.

Prof. Başaranoğlu’nun yorumu ise “Birçok hastalığa yol açması ve birçok hastalığın riskini arttırması sebebiyle trans yağların azaltılmasını, hatta sıfırlanmasını önermekteyiz” şeklinde.

KAZANÇ MI, KAYIP MI?

Sağlık açısından bu kadar zararlı olmasına rağmen endüstri bu yağları ucuz, yani maliyeti düşük olduğu için tercih ediyor ancak uzmanların hemfikir olduğu bir diğer konu da bu yağların yarattığı toplumsal sağlık maliyetinin yüksekliği.

Prof. Arat bu noktada, “Kişilerin bu hastalıklardan muzdarip olduklarında oluşacak iş gücü kaybı ve maliyetleri, oluşan hastalıkların tedavisi için gerekecek ekonomik ve duygusal maliyet ve bu bireylerin bakmakla yükümlü olduğu 3. şahısların oluşturacağı zaman ve ekonomik kayıplar birlikte hesap edildiğinde mücadele etmemiz gereken ne kadar büyük ulusal bir sorunla karşı karşıya olduğumuz ortadadır” şeklinde konuşuyor.

Dr. Mocan ise “Trans yağların yarattığı sağlık sorunları topluma çok yüksek maliyete sebep olmaktadır. Çeşitli hastalıklara sebep olması, bu hastalıkların tanı ve tedavi giderleri ve bazılarının da ölümle sonuçlanması maliyetle ölçülemez” diyor.

TRANS YAĞLARDAN UZAK BİR BESLENME İÇİN KİME, NE GÖREV DÜŞÜYOR?

Zararları kanıtlandığı için gelişmiş ülkelerin yasakladığı tans yağların kullanılmasını önlemek için ne gibi önlemler alınmalı, nasıl bir sağlık politikası geliştirilmeli, yetkililere ve bireylere düşen görev ve sorumluluklar nelerdir? sorusuna Prof. Başaranoğlu, “Diğer bir tehlike de, yeni formüllerle tarifleri baştan düzenlenen bazı ürünlerin trans yağ içerikleri azaltılırken sağlık için zararlı olan doymuş yağ oranlarının artmasıdır. Temel amaç trans yağ yerine doymamış yağların geçmesi olmalıdır. Reformülasyon ile gıdaların daha az trans yağ içermesi veya tamamen trans yağlardan arındırılması için hükümetler ve araştırmacılar beraber çalışmalıdır ve trans yağ yerine doymuş yağların geçmesi gibi olası sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturacak sonuçlar değerlendirmelidir. Bu gibi yaklaşımlar ve yeni düzenlemeler nüfusun tüm kesimleri için sağlık faydaları sağlayacaktır” yanıtını veriyor.

Prof. Mocan’ın aynı soruya cevabı, “Beslenmede trans yağlardan vazgeçmek için toplumun ve çocukların eğitimi şarttır. Bunların kullanılmaması için sıkı denetim yapılmaktadır. Satılan gıdaların üstünde ne kadar trans yağ kullanıldığı belirtilmektedir. Bunu kapatmak için hidrojene yağ gibi isimler değil trans yağ olduğunun belirtilmesi gerekmektedir” şeklinde.

Prof. Arat ise trans yağ alımını sınırlamak için dört bağımsız stratejiye ihtiyaç olduğu görüşünde:

1- Sağlık hizmeti sağlayıcıları hastalarına trans yağ alımını nasıl en aza indirecekleri konusunda tavsiyede bulunmalıdır.
2-Tüketiciler, trans yağ içeren ürünleri tanımayı ve önlemeyi öğrenmelidir.
3-Restoranlar ve gıda üreticileri, gıda üretiminde ve müstahzarlarda alternatif yağları kullanmalıdır.  
4-Yerel, il ve ulusal devlet kurumları, bu çabalara, trans yağ kullanımını sınırlandıran yasaları uygulayarak yardımcı olmalıdır.

Bu adımların, trans yağ asitlerinin tüketimini azaltmaya yardımcı olacağını ve önemli sağlık yararları sağlayacağını ifade eden Kardiyolog Arat, “Buna ek olarak, trans yağ içermeyen ürünlerin geliştirilmesi gerekir. Trans yağ içeren besinlerin, bunlar kadar ya da daha kötü olabilecek ürünlerle değiştirilmesine izin verilmemelidir. Trans yağların yerine konulacak yağların sağlığa etkilerinin belirlenmesi için de daha fazla araştırma yapılmalıdır” diyor.