8 Mart'a doğru cinsiyet eşitliği

Ekonomik büyümenin kritik bileşenlerden biri cinsiyet eşitliği. Dünya nüfusunun yarısı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla, daha müreffeh bir dünya yaratmada kadınların da rolü var. Ancak özellikle çalışma hayatında önlerine engeller çıktığında kadınlar bu rolü tam olarak yerine getiremiyorlar.

Çok sayıda kadın yaklaşık olarak 25 yaşında kariyerlerine yeni başlıyor. Aldıkları kararlar da ekonomik güvenliklerini, kariyer hedeflerini ve iş-yaşam dengelerini doğrudan etkiliyor. Söz konusu zorlu dönem, yasal düzenlemelerin bir kadının çalışma kararını desteklemediği işgücü piyasalarında çok daha zorlaşıyor. Bu alamda örneğin, bir kadın izinsiz evden çıkamazsa etkili bir şekilde iş arayamayacak veya en basitinden iş görüşmesine dahi gidemeyecek. Veya iş görüşmesine gittiğinde, evlenmesi veya çocuk sahibi olması durumunda işi bırakabileceği düşüncesiyle, bir işveren onu işe almaya istekli olacak mı? 

Ya da ailesi ile ilgilenmek ile işi arasında denge kurmak zorunda olan bir kadın daha düşük ücretli bir işi kabul etmek zorunda mı kalacak? Böyle bir durumda, kariyerinin sonuna geldiğinde, yani emekli olduğunda bir erkeğe göre daha düşük ücretle çalıştığından daha düşük bir emekli maaşı mı alacak?

DÜNYA BANKASI’NDAN RAPOR

Kadın istihdamı ve girişimciliğinin yasal ayrımcılıktan nasıl etkilendiğinin daha iyi anlaşılması amacıyla 8 Mart öncesinde Dünya Bankası tarafından “Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk 2019: On Yıllık Bir Reform” başlıklı bir rapor yayınlandı.

187 ülkede cinsiyet ayrımcılığının ölçüldüğü raporda, kadınların çalışma hayatları süresince aldıkları ekonomik kararlar dikkate alınarak oluşturulmuş bir endeksle on yıllık veri inceleniyor.

Endekste, 25 yaşında İlk işine sahip veya işi ve çocuğunun bakımı arasında denge kurmaya çalışan bir anneden emekliliğin eşiğindeki bir kadına kadar kadınların aldıkları ekonomik kararların yasalardan nasıl etkilendiği araştırılıyor.

ÇALIŞAN KADINLARA AYRIMCILIK SÜRÜYOR

Dünya Bankası’nın raporuna göre, hala kadınların işgücüne katılmasını ya da girişimci olarak bir iş kurmasını engelleyen çok sayıda yasa ve yönetmelik varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Bu durum, kadınların ekonomik hayata ve işgücüne katılımları üzerinde kalıcı etkilere neden olabilecek bir ayrımcılığın göstergesi.

Öyle ki, son on yılda cinsiyet eşitliğine yönelik reformları uygulayamayan ekonomilerde istihdamdaki kadınların oranında erkeklere göre çok daha küçük bir artışlar ortaya çıktığı görülüyor.

KÖKLEŞMİŞ KÜLTÜREL NORM VE TUTUMLARIN DEĞİŞMESİ ŞART 

Diğer taraftan, cinsiyet eşitliğini sağlamanın sadece yasalardaki değişikliklerden daha fazlasını gerektirdiğini söylemek mümkün. Yasaların anlamlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Bu da cinsiyet eşitsizliği ile mücadele açısından siyasi iradede süreklilik sağlanması demek. Ancak daha da önemlisi, kökleşmiş toplumsal ve kültürel norm ve tutumlar değişmeli.

DAHA İYİ BİR DÜNYA İÇİN…

Dünya Bankası raporu, yasaların potansiyellerini gerçekleştirmelerini engellemekten daha ziyade kadınları güçlendiren araçlar olabileceğini bize gösteriyor. Bu nedenle, ülkelerin kadınların ekonomik hayata tam ve eşit katılımlarını garanti altına almaya yönelik yasal çerçeveyi ve çalışma hayatı ortamını sağlamaları son derece önemli.

Kadınların gerek işgücü piyasasında gerek tüm diğer toplumsal alanlarda daha fazla görünür olduğu yarınlar dileğiyle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü şimdiden kutlu olsun…

SON 10 YILDA CİNSİYET EŞİTLİĞİNDE BÜYÜK İLERLEME 

Dünya Bankası verileri, son on yılda cinsiyet eşitliği konusunda yasal açıdan büyük ilerleme kaydedildiğini gösteriyor. 131 ülkede yasa ve yönetmeliklerde 274 reform yapılmış ve bu da cinsiyet eşitliği artışına yol açmış.

Bununla birlikte, 35 ülkede on yıl öncesine göre işyerindeki cinsel tacize karşı neredeyse iki milyardan fazla kadını koruyan yasalar uygulanmaya başlamış. Diğer taraftan, Dünya Bankası tarafından oluşturulan endekse göre ortalama küresel puan 74.71 düzeyinde. Bu anlamda, genel olarak bir ülkede kadınlara, erkeklere sağlanan yasal hakların dörtte üçünün verildiğini söylemek mümkün.

Diğer taraftan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki ortalama puan 47.37. Buna göre, söz konusu bölgede kadınlara, erkeklerin yasal haklarının yarısından daha azının verildiği görülüyor.

ZİRVEDE BELÇİKA, DANİMARKA, FRANSA, LETONYA VE İSVEÇ VAR 

Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk endeksinde altı ülke (Belçika, Danimarka, Fransa, Letonya, Lüksemburg ve İsveç) 100 puan almış.

Bu, söz konusu ülkelerde kadınlara ve erkeklere endekste ölçülen alanlarda eşit yasal haklar kazandırılmış olduğu anlamına geliyor. Diğer taraftan, on yıl önce bu ülkelerin hiçbiri 100 puan alabilecek bir durumda değildi.

Cinsiyet eşitliğine yönelik yasal düzenlemeler açısından en iyi performansı gösteren ülkeler arasında olan Fransa, aynı zamanda on yıl öncesine göre en büyük ilerlemeyi kaydeden ��lkelerden biri. Bu iyileşmenin arka planında, aile içi şiddet ve işyerinde cinsel tacizle mücadeleye yönelik çıkarılan yasalar ile ücretli ebeveyn izni düzenlemesi yer alıyor. Bununla birlikte, Türkiye’nin endeksteki puanı 79.38. Bu açıdan, son on yılda önemli gelişmelerin kaydedildiği Türkiye’de hala atılması gereken adımlar var.

SORU&CEVAP: KIDEM TAZMİNATI HAKKI NASIL KAZANILIR?

ETİKETLER