Osmanlı'da 'eğitim vizyonu' nasıldı?

Cerre çıkmak…

Osmanlı’da önemli Ramazan geleneklerinden biriydi...

Osmanlı’da medreselerde yaz tatilleri ‘Üç Aylar’da verilirdi...

Bu tatillerde medrese talebeleri hem bilgilerini pekiştirmek, hem de dini konularda halkı aydınlatmak için İmparatorluğun farklı bölgelerine gönderilirdi...

Bu göndermeye…

“Cerre çıkmak” denirdi…

Medrese öğrencileri için uygulamayı…

Bugün üniversitelerde yapılan staj eğitimlerine benzetebiliriz...

‘Cerr’ kelime anlamı itibarıyla kendine çekmek, cezbetmek manasına geliyor...

***

ÇAĞIN ÖTESİNDE EĞİTİM ANLAYIŞI: ENDERUN MEKTEPLERİ

Tanınmış psikologlardan Amerikalı Lewis Terman (Stanford-Binet adlı zekâ testini bulan kişi) Enderun Mektebi’ne alınan çocuklar için şunları söylüyor: “Zekâ seviyesini ölçmek için ilk defa test yöntemi, Osmanlı’da Enderun Mektebi’ne seçilen öğrenciler için uygulanmış.”

Amerikalı ünlü eğitimci Andreas Kazamias’ın ‘Platon’un idealindeki okul’ olarak nitelendirdiği Enderun, bir bakıma “Üstün Yetenekliler Fabrikası” gibiydi...

Gerçekten de kişinin yeteneklerine değer verip onları en iyi biçimde geliştiren Enderun, Osmanlı’nın düzenli, kendine özgü bir eğitim sistemini kurup başarılı sonuçlar aldıklarını gösteriyor ve eğitim tarihinde önemli bir yer tutuyor…

Bu bağlamda Enderun, üstün yeteneklilerin eğitiminde dünyadaki ilk sistemli eğitim örneğini oluşturuyor...

Öyle ki pek çok batılı kaynakta, Osmanlı Devleti’nin altı yüzyıl boyunca varlığını devam ettirmesinin temel nedeninin, üstün yetenekli çocukları Enderun’a devşirme yöntemiyle seçip; orada eğitim verdikten sonra, ülke yönetimini bu kişilere emanet etmesi olarak gösterililiyor.

Amerika’da Enderun Mektepleri hakkında 350’ye yakın akademik çalışmanın yapıldığı görülüyor...

***

OSMANLI’DA 4+4+3 EĞİTİM SİSTEMİ UYGULANIYORDU

1839 yılında Maarif Teşkilatının yaptığı bir düzenleme ile eğitim sistemi şu şekilde belirlendi…

  1. İbtidailer: Klasik dönemin Sıbyan okulları diyebiliriz. Her mahallede bulunması zorunlu olan bu kurumlarda eğitim süresi 4 yıldır. Okula başlama yaşı erkekler için 6-10, kızlar için 7-11 yaşları arasındaydı…
  2. Rüştiyeler: Sıbyan okullarından mezun olan öğrenciler isterlerse Rüştiyelere devam edebilirdi. Bu okullarda dini ilimler, matematik, coğrafya, yazı, resim, müzik gibi dersler okutulurdu. 4 yıllık eğitimin verildiği rüştiyeler, 500 haneden fazla olan her kasabalarda açılıyordu. Rüştiyeyi bitiren öğrenciler sınava tabi tutularak İdadilerde eğitimlerine devam edebilirdi…
  • İdadiler-Sultaniler: Lise düzeyinde eğitim yapan bu okullar, yüksekokullara öğrenci yetiştiriyordu. Müslim ve gayrimüslim çocukların bir arada eğitim gördüğü bu okulların eğitim süresi 3 yıl olarak belirlenmişti. Türkçe, Fransızca, mantık, coğrafya, tarih, matematik, kimya, resim dersleri okutuluyordu. İdadiler seviyesinde kurulan Sultaniler ise, Fransızca ve Türkçe eğitim yapıyordu. Galatasaray Sultanisi bunun ilk örneğiydi. Daha sonra Darüşşafaka ve Robert Koleji de Sultani tipi açılan okullardır. Bu okullarda Türkçe, Fransızca, Grekçe, Latince, ahlak, tarih, coğrafya, matematik, kozmografya, mekanik, fizik, kimya, ekonomi, güzel konuşma sanatı ve resim dersleri okutuluyordu…

***

OSMANLI’DA KADINLAR İÇİN AYRI ÜNİVERSİTE VARDI

Osmanlı’da kadınların lise sonrası gidebilecekleri tek öğretim kurumu…

Darülmuallimat idi…

İstanbul’daki Çapa Kız Öğretmen Okulu’ydu…

Üniversiteler sadece erkeklere açık olduğundan, kadınların gidebilecekleri herhangi bir yükseköğretim kurumu yoktu…

Uzun süren mücadele ve kamuoyunun da desteği ile İstanbul’da kadınların okuyabileceği ilk üniversite açıldı…

1914 yılının başında Darülfünun’da kadınlara yönelik konferanslar düzenlenmiş, ardından 12 Eylül 1914’te, bugün yerinde İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültelerinin bulunduğu Zeynep Hanım Konağı’nda kadınlar için bir üniversite, yani İnas Darülfünunu açılmış...

İnâs Darülfünunu, 1914-1915 ders yılında İstanbul’da kurulmuş 3 yıllık bir yükseköğrenim (Mekteb-i Âli) kurumudur…

Okulda, kız liseleri ve öğretmen okulları için öğretmen yetiştirilmiş ve mezunları çeşitli liselerde zorunlu hizmet yapmıştır…

İnas Darülfünunu, erkeklerin öğrenim gördüğü “Zükur Darülfünunu” ile 1918-1919 ders yılında birleşti…

Bu birleşmeye kadar, İnas Darülfünunu’nda 129 öğrenci eğitim gördü ve 53 kadın mezun oldu…

Okul, 1921 yılında resmen kapandı…

O DÖNEMDE DERSHANELER VARDI

İnas Darülfünunu’nun ilk öğrencileri…

Darülmuallimat ve Kız İdadîsi (kız ortaokulu) mezunlarından ve İnas Darülfünunu’nun giriş sınavını kazanan kadınlardan oluşuyordu…

İnas Darülfünunu’nun sınavlarına kadınları hazırlamak için özel dershaneler bile açılmıştı...

Kadınlar, herbiri 3 yıl süreli edebiyat, matematik ve tabii bilimler bölümleri ile sınırlı olsa da yükseköğretim görebileceklerdi.

İnas Darülfünunu’nun eğitime başlamasının hemen ardından, İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, yani kadınlar için güzel sanatlar okulu 1 Kasım 1914’te İstanbul Üniversitesi ana binasında açıldı...

Kızlara yönelik ilk dersler, İstanbul Darülfünunu’nun bulunduğu Zeynep Hanım Konağı’ndaki Konferas Salonu’nda 7 Şubat 1914 tarihinde verildi. Bu derslerde kadın haklarının öğretilmesi, ev bilgileri, tabiat, sağlık, tarih, pedagoji vb. dersler verildi…

İlk mezunlarını 1917 yılında veren İnas Darülfünunu öğrencileri, kendilerine verilen öğretimin erkeklerden daha yetersiz olduğu görüşünden hareketle, ikili öğretime son verilmesini Maarif Nezareti’nden taleb etti...

1919 yılında bu istekleri kabul edildi…

1919 yılında fiilen karma öğretime geçildi. İstanbul Darülfünunu divanı 16 Eylül 1921 tarihli kararı ile hukukî olarak bu birleşmeyi tasdik etti.

Böylelikle İnas Darülfünunu tarihe karışırken, Türkiye’de karma eğitim­öğretim için de ilk adam atılmış oldu…

ETİKETLER